İç Mimarlık ve Tasarım

Yüzen Evlerin Önemi Nedir?

PNR Projex olarak, bir projeyi teslim aldıktan sonra ön araştırma sürecine giriyoruz. Bu süreçte, aslında yüzen evlerin yaklaşık bir asırdır var olduğunu fark ettik. İnsanlar uzun zamandır, hatta dünyanın yoksul bölgelerinde bile, su üzerinde yaşamaktadır. Bu yaşam biçimi, sömürge dönemine kadar uzanan köklü bir geleneğe sahiptir.

Uzunlukları 25 ila 40 metre arasında değişen houseboat tipi yüzen evler, günümüzde turistlere kiralanmaktadır. Bu fikrin ortaya çıkışı, yaklaşık 100 yıl önce, toprak sahibi olmasına izin verilmeyen bir İngiliz’e dayanmaktadır. Bu çözümün, gelecekte çok daha büyük bir önem kazanacağı öngörülmektedir.

Yüzen köyler, Kuzey Vietnam’daki Halong Körfezi’nde toplu halde bulunmaktadır. Burada 1.600 kişi, ahşap yüzen evlerde yaşamaktadır. Çevredeki adaların yaşam koşulları elverişli değildir. Köy sakinleri geçimlerini balıkçılık, inci avcılığı ve turizmden sağlamaktadır. Elektrik ihtiyaçları ise jeneratörler aracılığıyla karşılanmaktadır.

Küresel ısınmanın geleceğimizi tehdit etmesi ve özellikle kıyı şeridine sahip ülkelerde su seviyelerinin artış riskinin yükselmesi, tasarımcıları yeni çözümler aramaya ve geliştirmeye yöneltmiştir. Bu doğrultuda; kıyı bölgelerinde ve su üzerinde yeni yaşam alanlarının oluşturulmasına yönelik uygulamalar ve öneriler geliştirilmeye başlanmıştır. Mimari mekân, iç mekân, yakın çevre ve benzeri tasarım problemleri üzerine bilimsel araştırmalar planlanmakta ve hayata geçirilmektedir.

Yüzen evlerin yaygınlaşmasında; yerleşimleri tehdit eden sel baskınları ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi doğal faktörlerin yanı sıra, hızlı kentleşme ve ekonomik faaliyetler gibi insan kaynaklı etkenler de ön plana çıkmaktadır.

Kısacası, yeni bir keşif yapmadık; var olan bir olgunun tasarım sürecine katkı sunduk.

Yüzen evlere yönelik talepler ve pandemi döneminde bu taleplerin artışı;

Yüzen evler, şehirlerden uzak ve doğayla iç içe bir yaşam seçeneği sunmaları nedeniyle turizm sektörü ve çevrecilerin de giderek artan ilgisini çekmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Hollanda, Kamboçya ve Filipinler, yüzen evlerin yaygın olarak görüldüğü ülkeler arasında yer almaktadır.

Türkiye’de ise yüzen evler, su ürünleri yetiştiriciliğinin yapıldığı denizler ve göllerde dalış yerleşimleri olarak ortaya çıkmış olup, 2007 yılından itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır. Ülkemizdeki yüzen evler, dalış evi işlevi taşıdıkları için genellikle periyodik ve geçici yerleşimler niteliğindedir. Son yıllarda Türkiye’de yüzen ev sayısının arttığı bölgelerden biri de Keban Baraj Gölü’dür. Bu yapılar, balık çiftliklerinde çalışan işçiler için barınma alanı ve balıkçılık faaliyetlerinin ihtiyaçlarını karşılayan lojistik depolar olarak kullanılmaktadır.

Aslında bu talepler, büyük işletmeciler ve yatırımcılar için önemli bir fırsat oluşturmaktadır. Ancak yüzen yapılar, dünyadaki diğer ülkelere kıyasla ülkemizde henüz yeterince karşılık bulamamıştır.

Yüzen mekânlara ilişkin sayısız örnek vermek mümkündür. “Inner Castle” evleri, Avrupa’nın ilk yüzen apartman kompleksi olarak dikkat çekmektedir. Waterstudio.NL tarafından tasarlanan “Sea Tree” projesinde, yengeçlerden kuş türlerine kadar farklı canlılar için katmanlı yaşam alanları oluşturulması hedeflenmiştir. Yüzen cami, Hollandalı mimarlar tarafından Birleşik Arap Emirlikleri adına tasarlanmış bir ibadet yapısıdır. Dubai’de oluşturulan “The World” adlı ada grubu ise dünya haritası şeklinde düzenlenmiş 270 adadan oluşmakta ve beş kıtayı temsil etmektedir. Ayrıca OMA’nın eski ortaklarından Ole Scheeren tarafından Tayland’ın Yao Noi Adası’nda tasarlanan yüzen sinema salonu da bu örnekler arasında yer almaktadır.

Kısacası, yüzen yapılar ve yüzen mekân tasarımları sınırsız örnek ve olanaklara sahiptir.

Ne yazık ki ülkemizde gerçek anlamda bir tasarım sorunu olduğunu düşünmüyorum. Bunu anlamak için mimar olmaya da gerek yok. Etrafınızdaki apartmanlara, tasarlanmış alışveriş merkezlerine, sinema salonlarına, okullara baktığınızda neredeyse hiçbir fark göremezsiniz. Var olan tek fark; kalite, işçilik ve kullanılan malzemelerdir. Yani farklılık yalnızca malzeme üzerinden yaratılmaktadır. Asıl üzücü olan ise işverenin tasarımcı, tasarımcının ise yalnızca teknik personel konumunda olmasıdır.

Bir diğer mesele de biçimci (formalist) bir toplum olmamızdır. İnsanlar sevdiklerini seçerken, sevdikleri kişiden çok başkalarının ne düşüneceğini dikkate almaktadır. Örneğin tur yatlarını ele alırsak; neredeyse tamamı aynı formatta tasarlanmaktadır. İç mekânlarda krem tonları, ahşap detaylar ve ağırlıklı olarak beyaz renkler kullanılır. Bu durum artık bir stereotip haline gelmiş ve bu şekilde devam edeceği de açıktır. Oysa yaz renkleri kullanılabilir; sarılar, maviler, morlar ve hatta kültürel motivasyonlar, baskılar ve desenler tasarıma yansıtılabilir. Peki neden olmuyor?

Pandemi sürecinde özellikle kentsel dönüşümle kaybettiğimiz evler bu durumu daha da görünür kılmıştır. Neden mi? Balkonsuz evler, mutfağı olmayan evler, yaşam alanı bulunmayan konutlar… İnsanlar için evler inşa ediliyor ancak balkon yok, bahçe yok, nefes alacak alan yok. Bu durum zaten zor olan yaşam koşullarını daha da ağırlaştırmakta ve insanları psikolojik olarak olumsuz etkilemektedir.

Bu süreçte karavanlara ve yüzen evlere olan talebin artmış olduğunu söyleyebiliriz. Ancak Türkiye’de yüzen ev kültüründen çok yat kültürünün baskın olduğunu görüyoruz. İçinde yer aldığımız bu proje ise; parçaları ve malzemeleri Türkiye’de tedarik edilen, ancak Miami için inşa edilmiş bir projedir.

Yüzer evler için öncelikle dikkate alınması gereken mimari tasarım süreçleri nelerdir?

Yüzer evler, hareketlilik durumlarına göre iki türe ayrılmaktadır.
İlk tür, kara ile bağlantılı olan, su kenarında konumlanan ve yer değiştirmeyen amfibik (amfibi) evlerdir. Bu yapılar, su seviyesindeki 3–6 metrelik dikey hareketlere uyum sağlayabilecek şekilde tasarlanmıştır; su üzerinde yüzerken ya da kıyıda kara üzerinde bulunabilirler.

İkinci tür ise, kara ile herhangi bir bağlantısı olmayan ve su üzerinde yatay olarak hareket edebilen, taşınabilir mobil yüzer evlerdir. Bu tip yapılar özellikle balıkçılık ve turizm faaliyetlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Yüzer evlerin, en ilkel örneklerinden en modern tasarımlarına kadar; konut biçimini, konforunu ve yapı malzemelerini belirleyen temel unsur refah seviyesi, bölgesel ihtiyaçlar ve yerel özelliklerdir. Ahşap, metal, plastik ve betonarme yüzer evlerin yapımında bambu dalları gibi doğal malzemeler de kullanılmaktadır.

Kanada ve Hollanda, konforlu ve donanımlı yüzer evlerin inşası konusunda kendini geliştirmiş ülkeler arasında yer almaktadır. Bu alanda kaynak bulmakta zorlandık. Yat fuarlarını ziyaret ettik ve lüks tekneleri inceledik.

Buna ek olarak, mekânların modüler oluşum ilkesine uygun olması gerekmektedir. Bana göre, işlevsel gereksinimlere göre farklı hacim alanlarının; istenildiğinde birleştirilebilen ya da ayrılabilen bir kurgu ile oluşturulması önemlidir.

Bu yüzer mekânlarda kullanılan malzemeler; son derece hafif, dayanıklı, neme ve suya karşı dirençli, nanoteknolojik özelliklere sahip, sürdürülebilir malzemeler ve bulunduğu bölgenin yerel uygulamalarıyla uyumlu olmalı; detay çözümleri kolay, uzun ömürlü ve modüler ekleme-çıkarma imkânı sunmalıdır.

Yüzer evler, yatlar ve teknelere kıyasla neden tercih edilebilir?

Günümüzde tekne ve yat kavramlarının farklı amaçlarla kullanıldığı düşünülmektedir. Ancak yaygın inanışın aksine, tekne ile yat arasında çok büyük farklar bulunmamaktadır. Temelde her ikisi de aynı ürün grubunda değerlendirilmektedir.

Tekne kelimesi genellikle daha küçük deniz araçları için kullanılır. Tekneler, yatlara kıyasla daha küçük oldukları için orta seviyede motor gücüne ihtiyaç duyarlar. Yatlar ise daha keyifli ve konforlu bir deneyim arayanlar için üretilir. Yat terimi; lüks, ileri teknolojiyle donatılmış, büyük deniz araçlarını tanımlamak için kullanılmaktadır.

Yüzer evlerle dünya turu yapmak mümkün değildir; ancak ev ortamındaki konforu ve yaşam alanı hissini sunabilirler. Bu yapılar, seyirden çok su üzerinde sabit ya da sınırlı hareket eden yaşam alanları olarak tasarlanmıştır. Bu nedenle, yüzer evlerin yalnızca kısa mesafelerde hareket edebilecek tasarımlara sahip olduğunu özellikle vurgulamak isteriz.

Yüzer evlerin iç mekân tasarımlarında ve dış görünümlerinde ele alınan temel konular ve bu bağlamda daha lüks kullanım alanları şunlardır;

Tamamen temel ihtiyaçlara yöneliktir. Ev yaşamından hiçbir farkı yoktur. Gün ışığı evlerde ne kadar önemliyse, burada da aynı derecede önemlidir. En önemli unsurlardan biri, denizle ilişkinin kopmaması; tasarımın denize sırtını dönmemesidir. Lüksün ise bir sınırı yoktur. Bu tamamen kullanıcı bütçesiyle ilgilidir. Ultra lüks kapsamında kullanılmak istenen her şey bu yapılara entegre edilebilir.

Evi oluşturan parçalar fabrikada özel olarak üretildikten sonra montaj ve yapım süreci tamamlanmaktadır. Dış cephede kullanılan kompozit yapılar, hafif ancak güçlü ve dayanıklı konstrüksiyonların üretilmesine olanak tanır. Yapıda kullanılan tüm malzemelerde ısı ve ses yalıtımı öncelikli olmalıdır. Ayrıca ana yapı malzemesinin; yangın, nem ve tuzlu sudan kaynaklanabilecek aşınmalara karşı koruma sağlaması gerekmektedir.

Tasarımımızda tüm yaşam alanları, fütüristik etkilerle zenginleştirilmiş modern bir anlayışla ele alınmıştır. Parlak yüzeyler, yenilikçi malzemeler, alışılmışın dışında formlar ve yumuşak renkler dekorasyona güçlü bir karakter kazandırmıştır. Renk kullanımında sıradanın dışına çıkarak hardal tonları, antrasit ve doğal ham malzemeleri tercih ettik.

Evin benzersiz deniz manzarası, yerden tavana uzanan geniş cam yüzeylerle iç mekâna taşınarak deniz ile yaşam alanı bütünleştirilmiştir. Geometrik formların yoğun olarak kullanıldığı, antrasit ve beyazın dengeli birlikteliğine sahip banyoda manzaraya karşı yüz yıkamak ayrı bir keyif sunmaktadır. Bu keyif bar alanında da devam etmektedir.

Üst kattaki güneşlenme alanı ise sağladığımız DJ ortamı veya ses sistemiyle bambaşka bir ambiyans yaratmaktadır. Tasarımımız; konut, parti alanı, organizasyon mekânı veya balayı evi gibi çok amaçlı kullanım senaryolarına hizmet edecek şekilde kurgulanmıştır.

PNR Projex inşaat ve mimarlık
Yazar:
Yüksek İç Mimar Pınar Nihan Kaplan